10 Mart 2011 Perşembe

Harun Turgut'a ya da Kelimay en dı...

Merhaba Harun, öncelikle Ramazan ayını kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.
Yazımın berbat olduğuna bakma. Sanırım, mektubu yazmak için biraz fazla beklettim seni. Adresini kaybetmem de çapası! Gerçi sonra buldum ya -bulmasam nasıl yollayacaktım-, onu da bilahare anlatırım, garip bir hikaye. Okul nasıl gidiyor? Buralar fena değil, hafif bir esinti var. Dalgalar, kuşlar, kızlar, mızlar falan filan. Şu an mektubu yazarken televizyon da izliyorum, düşün! Komik mi oluyor? Bu aralar sinirlerim bozuk, ama mühim bir şey değil. Esasen unutmak gibi yenilgi yok! Ya da unutmamaya unutmak kadar inanmak gibi... Nerede kalmıştık... Hee dur dedim, tekrar giyindirdim, yaklaş dedim... Kaldığın yer nasıl, zevkli mi, eğlenebiliyor musun? Nasıl zevkli olabilir ki? Hah! Sana bir kelime yazacağım: "çadır"; cümle: " En sevdiğim dil Rusça' dır." Televizyonda bir program var, bir bölümünde, tahtaya kelime yazıp cümle içinde kullanıyorlar. Şimdi de "battaniye" yi örnek verdiler. Cümleyi, kullandıklarında yazacağım. Çok canım sıkılıyor yahu! O zaman sigara içmeli... Cümle: " Fakat bu ebatta niye gömlek yok? Allah kahretmesin!". Manisa hakkında da bir şeyler yazabilirim, yazacağım. Kelime:"tabak"; cümle: "Ata bak ata, ne güzel at anane-gelenek, görenek, âdet, edevat babında-". İşte böyle , işte şöyle diye diye sabukluyorum. Ne yapalım? Başka türlüsü, başka başka olur. Mektubuma son verirken, mahsus selam eder, gözlerinden öper, hayatta başarılar dilerim. Daha sonra adres vereceğim. Eyvalle!

Ceren


26.10.2003/İstanbul

0 yorum:

Yorum Gönder

Buyrun yazın.